1 Mayıs 2018 Salı

Helsingor - Helsingborg Rotası: 1. Gün Helsingborg

Merhaba;

Geçen cuma tatilmiş. Uzun hafta sonunu değerlendirelim dedik. Tabii sadece bir gece kaldığımız için herhangi bir hafta sonunda da yapılabilirdi ama tabii pazar günü evde dinlenmek de iyiydi. 

Helsingor bizim adanın kuzey ucu. Kopenhag tren istasyonundan bir trenle gidebilirsiniz. Bizim gitmemiz azıcı kzorlu oldu çünkü Kopenhag trenleri tatillerde ve haftasonları iptal ediliyor inşaat çalışmaları nedeniyle. Gittiğimiz yerde treni kurutuyoruz. Biz Kokkedal'dan trene bindik ve ben oraya da bayıldım. Danimarka genel olarak yeşillik ama bizim burası messela çok düzlük. Kokkedal tarafları ise ormanlıktı. Neyse. Cuma günü Helsingor'a gittik ve vapura atlayıp Helsinborg' geçtik. Helsingor'u cumartesi gezeceğiz.

Helsingor - Helsingbor arası vapurla 20 dakika. Üsküdar - Eminönü gibi. Havanın da güzel olduğu bir hafta sonuydu. Kuzeye çıktık ve şanslıydık. 

Burası küçük bir şehir. Bizim de ne yazık ki yarım günümüz var. İki gece kalınırsa etraftaki köylerine, plajlarına gidilebilir ki bence gidilmeli. Biz tekrar gitmeyi düşünüyoruz. 

Kullagaten Caddesi trafiğe kapalı bir cadde ve tüm Avrupa şehirleri gibi tüm barlar, kafeler, mağazalar buraya toplanmış. Görmenizi tavsiye ettikleri bir kaç yer var. Aşağı yukarı hepsi ya bu caddenin üzerinde, ya da sahil boyunda. Genelde her yerde kiliseleri görmeniz tavsiye ediliyor ama açıkçası ne Kopanhag'da, ne İsveç'te henüz gördüğümüze değecek bir kilise görmedim. 

Dunker's Kulturhuset mimarisi değişik bir  binaydı. Bizim için şöyle bir güzelliği oldu: Biz de yorulmuştuk, Barış'da arabasında sıkılmıştı. Oradaki çocuk oyun alanında birazcık oynadı. İlk defa öyle bir yerde oynadığı için de çok şaşkın ve mutluydu. 


Kullagaten'de bir aşağı bir yukarı dolandıktan sonra biraz da sahilde turladık. Uzun süredir gerçekten deniz kokusu almadığımızı fark ettik. Kopenhag'da kanallar var ama orada böyle bir koku alamıyorsun. 




Şehir kalesi tamirattaydı kulenin olduğu parka çıkıp biraz etrafımıza baktık. Kuş seslerini dinledik. 





Helsinborg'a öğleden sonra vardığımız için Sofiera Kalesi'ne gidemedik. Daha çok şehrin içinde dolandık. Akşam tabi ki bebeğimiz olduğu için erken bir saatte otele döndük. Şehir merkezinde H5 isimli otelde kaldık. Bence son derece güzeldi ama bebek arabası ile biraz zorluydu. Asansör ara katlarda duruyor ve otelin hem girişinde, hem de içinde merdivenler var.  


Ertesi gün kahvaltı için dolanıp durduk. Esasında önceki günden gözümüze bir pastane kestirmiştik. Gene Kullagaten Caddesi üzerinde Fahlmans. Hatta Uğur'la vay be insanlar yüz yıldır aynı işi yapıyor demiştik. 1914'te açılmışlar çünkü. Çok da güzel bir karar verdiğimizi anladık. Size şöyle söyleyeyim. Ben croissant sevmem ama genelde Avrupa kahvaltılarında zorunludur. Doymamış olsam ikinciyi yerdim. O kadar çok sevdim. 

Cumartesi günü öğlen 12.30 gibi bir vapurla karşıya geçtik çünkü en geç 14.00'te Helsingor'de olmamız gerekiyordu. Onu da ikinci yazı da bulabilirsiniz:)

Helsingor - Helsingborg Rotası: 2. Gün Helsingor

Merhaba;

Gezimizin ikinci durağı Helsingor. Burası Hamlet'in köyü. Hamlet'in kalesi Kronborg Kalesi burada. Deniz kıyısında, pek de büyük olmayan bir kale esasında. Ben Hamlet'i okumamıştım, esasında belki okuyarak gitsek daha güzel olurdu. Cumartesi günleri saat 14.00'te Hamlet'in ayak izleri isimli bir tur var. Horatio ile Hamlet'in adımlarını takip ediyorsunuz. Baştan söyleyeyim sonunda ne olduğunu öğreniyorsunuz. Yani ona göre bu tura katılın derim. Ben guided turları çok seviyorum. Bence herkes de çok seviyordur. O yüzden katılmanızı öneririm. Farklı turlar da varmış ama zamanları çakışıyordu. O yüzden sadece bir tanesine katılabildik. Gerçi bu tur benim için çok yarım yamalaktı. Barış tam turdan önce uyuyakaldı. Bebek arabasıyla üst katlara çıkamayacağımız için kanguruya aldık ve tabiki uyandı. Ağladı zırladı. Ben de milleti rahatsız etmemek için biraz açıktan Gezdim ve Horatio'yu pek iyi duyamadım .Turdan sonra da kaleyi tekrar gezdik. Bazı odalara ağır bir rutubet kokusu sinmişti ben pek darlandım. Baya merak ediyorum Shakespeare böyle bir hikaye yazınca Danimarka'lılar uyuz olmuş mudur acaba?







Horatio ile tanışın





Böyle saçmalıklar da yapabiliyorsunuz.


Kale'de ve çevresinde yaklaşık 2 saat geçirmişiz. 2 saate değecek bir şey var mıydı derseniz bilemiyorum derim. Kale sebebiyle şehri pek gezemedik zira.

Helsingor'de Helsingborg gibi sevimli bir şehir ama Helsingborg daha sevimliydi. Ya alışmadığımdan ya da gerçekten öyle ama Danimarka şehirleri bana biraz sevimsiz görünüyor. Şehirler  güzel de ruhsuz gibi sanki. Neyse. 









Helsingor'ün ana caddesinde bir tur attık ve baya da acıkmıştık. Baya da zor bulduğumuz bir pizzacıda yemek yedik. Neden zor bulduk? Çünkü Danimarka'da bütçenize uygun bir şey bulmak çok zor. 

Helsingor'ün ara sokakları sevimli. Bir aşağı bir yukarı dolaşılabilir. Ama tabii bizim dönüş yolumuz gene çok uzun olduğu için biraz dolanıp geri döndük.

Buraya iki durak ötede Louisiana diye bir modern sanatlar müzesi var. Picasso'nun seramikleri varmış ve ben görmek istiyorum ama gitmesi de baya baya zor. Bir haftaiçi trene atlayıp yolumu bulmam lazım. Bakalım, göreceğiz. 

Bu gezide açıkçası Helsingor'ü değil ama Helsinborg'u çok beğendim. Gene giderim, gene giderim:) Hatta İsveç'in güneyine Skaten deniliyormuş ve gerçekten güzel görünüyor. Biraz daha İsveç havası almak isteyebilirim:)

15 Nisan 2018 Pazar

Kopenhag'ın Sahilleri

Merhaba;

İnanılmaz ama burda insanlar denize giriyormuş. Biz de güneydeki İshoj Sahili'ne Pasklaya Tatili'nde, kuzeydeki Klampenborg Sahili'ne de bu haftasonu gittik. Hangisini daha çok sevdin derseniz, eğer denize gireceksem İshoj daha iyiydi. Deniz tertemizdi zira.

Ishoj'a gitmek biraz zor. Biz iki otobüs değiştirdik. Tren de var. Ama hem otobüs durağı hem tren istasyonu (ki ikisi de aynı yerde) sahile uzak. Biraz yürümeniz gerekiyor. Bence yol azıcık sıkıcıydı ama henüz etraf yeşermemiş ondan sanırım. Sahilde süper bir sürpriz vardı. Arken Modern Sanatlar Müzesi. Biz gezmedik, Barış huysuzdu o gün. Ama moralinin iyi olduğu bir gün gene gideceğim zira Van Gogh vardı.

Sahil upuzun bir kumsal. Etrafta kabinler ve çok tatlı bir kafe vardı. Ama şezlong falan yok tabii. O gün güneş açıktı. Su nasıl berraktı anlatamam. Bir de tabii çok soğuk. Ama yazın gene de bir dalıp çıkacağım. 





İkinci sahilimiz ise Klempenborg. C ve H trenlerinin son durağı. Buradaki plaj daha küçük galiba. Açık ama çok rüzgarlı bir gündü gene. Adamların rüzgar enerjisini çok kullanırken bir bildiği varmış. 

Güzel iki tane deniz feneri var. Burası Bellevue diye geçiyor. Biz gittiğimizde sahilde çalışmalar vardı. Sanırım kabinleri falan yeniliyorlardı.

Sahilin arka tarafında da Bakken denilen orman var. İçinde Avrupa'nın en eski tema parkı varmış. Ahşap roller coasterlar falan. Barış biraz korktu seslerden ve görüntülerden. Çok kalmadık. Ama ormanda bir süre yürüdük. Daha yeşermemiş. Çok gotik, çok depresif. Ata binilebiliyor, bisiklet kiralanabiliyor. Hava ısınınca bence çok keyifli olacaktır. Gene tekrar gitmeyi hak eden bir yer. Biz biraz da geç gittik o yüzden ormanda çok zaman geçiremedik. Daha erken gitmek lazım bence.






11 Nisan 2018 Çarşamba

Roskilde

Merhaba; 

Paskalya'da hava bir gün iyi bir gün kötüydü. 5 gün tatil var diye sevinirken, bir kaç gün eve tıkıldık. Ama bir gün Roskilde'ye, bir gün de Ishoj Sahili'ne gittik. Bugün Roskilde'yi anlatacağım. 

Roskilde Kopenhag'a yakın bir şehir. Daha önce Roskilde Fiyordu'ndaki Frederikssund'a gitmiştik hatırlarsanız. Bu sefer de fiyordun öbür yakasına geçtik. 

Evimizden Roskilde'ye gitmek çoook kolay. 216 numaralı otobüse biniyoruz ve yarım saat sonra hoooop Roskilde. Hem de yol boyunca irili ufaklı köylerden geçiyoruz. Bu köyler de çok sevimli, pek güzeller. Kopenhag'dan gelmek için ana istasyondan şehirlerarası trene binip Roskilde'ye gideceksiniz. 

Roskilde'de DTU'nun kampüsü var. Bir post doc falan bulsam buraya geleceğim yani. Roskilde'yi o kadar çok sevdim ki Uğur'a dedim ben DTU'ya geçersem buraya taşınıyoruz. Çok net. 

Küçük bir şehir ama canlı bir şehir. Kendimi sanki Kadıköy'e gelmiş gibi hissettim. Paskalya tatili olmasına rağmen sokaklarda insanlar vardı. Evden çıkıp bir markete gideyim deseniz kahve, bira içecek yerler bulabilirsiniz. Kitapçılar, plakçılar falan da var. Yani dediğim gibi tam Kadıköy'e gelmişsiniz gibi. Benim Smorum'da bulamadığım şey. 

Bir de deniz kıyısı. Güzel güzel sahilde yürüyüş yapabilirsiniz. Hava güzelse bir dondurma yiyebilirsiniz. 

Gene sahilde bir Viking Müzesi var. Hava çok güzel olduğu için benim canım kapalı bir ortama girmek istemedi. O yüzden sokaklarda yürüdük hep. Barış'ın da iyi uyuduğu bir gündü. Sakin geçti baya günümüz o yüzden. Uğur yazın gitmiş, Viking eğlenceleri günü varmış. Çok keyifliydi diyor. Yazın bir daha gideceğiz mecburen :)

Kopenhag'a gelirseniz zamanınız da varsa bence Roskilde'ye gidin. Esasında yarım günlük bir tur ama git gel gene de bir gününüzü alır. Ama pişman olmazsınız. 













Şu son foto Van Gogh tablosu gibi değil mi? 

29 Mart 2018 Perşembe

Frederikssund

Merhaba;

Geçtiğimiz pazar günü havanın da güzel olmasını fırsat bilip alakasız bir yere gitmeye karar verdik. Şehir merkezinin tam tersine doğru. Turistler buraya gider mi bilmiyorum. 

Kopenhag'dan trene binip direk Frederikssund'a ulaşılabiliyor. C ve H trenlerini kullanabilirsiniz.  Roskilde fiyorduna bakan çok güzel bir kasaba burası. Hayli de eski bir kasaba. Benim en çok sevdiğim şey denize yakınlığı oldu açıkçası. Kopenhag'a gittiğimizde denizi görüyormuşum gibi hissetmiyorum. Ama burda denizi görebiliyorsunuz. Kenarında güzel bir yürüyüş yolu var. Zaman zaman gidilip gezilecek, hava alınacak bir yer bence. 




Tabi ki sorun bizim bir pazar günü gitmemizdi. Susadım desen su alacak açık yer bile bulamazsınız. Bir tek marketler açık galiba. O yüzden böyle terk edilmiş Meksika kasabaları gibi görünüyor.



Bir viking Köyü var. Ama bu mevsimde hiçbir şey yoktu. Senede bir kere Viking oyunları oluyormuş. O zaman tiyatrolar, oyunlar falan olunca hareketleniyor. Belki şehri de ziyaret etmek için en iyi zamandır.  






Vikingler Hobbit evi gibi evlerde yaşıyormuş meğer:) 





Sanırım Frederikssund'a zaman zaman gidebilirim. Yolunuz Kopenhag'a düşerse mutlaka gidin diyemem ama:) Çok fazla boş zamanınız varsa düşüneiblirsiniz tabi ki:)